İSLAMIN KADINA VERDİĞİ DEĞER - 3

       Hz. Peygamber (sav) kadınların eğitimine büyük önem vermiştir. Kadınlar mescide geliyor, hadisleri dinliyordu. Umumi toplantılara katılır ve bayram namazlarında da hazır bulunurlardı. Peygamber (sav) bayram hutbesini erkeklerin saflarında irad ettikten sonra, kadınların saflarına geçer, onlara da talim ederdi.

      İlim öğrenmek sadece erkeklere değil kadınlara da farzdır ve ilim öğrenmeleri gerekir. Ayet-i Kerimede Yüce Allah (cc) ilim öğrenmekle ilgili şöyle buyuruyor:

“(Resulüm!) Deki: “ Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” [1]
Başka bir ayette ise “Rabbim, benim ilmimi artır” de.” [2] buyurulmaktadır.
 Peygamber (sav) Efendimiz ilim öğrenmek konusunda şöyle buyurmaktadır.
“İlim öğrenmek kadın erkek bütün Müslümanlara farz-ı ayn’dır”[3]
Hz. Aişe (ra) dan : “Şu Ensar kadınları ne iyi kadınlardır. Utangaçlıkları (hayaları) soru sorarak dinlerini öğrenmelerine mani olmamıştır” [4]
Ensar ‘dan bir kadın kız kardeşiyle birlikte Peygamber (sav) Efendimizin huzuruna girip, “Kız kardeşim size bir şeyler sormak istiyor, fakat utanıyor”, deyince, Resulullah (sav): “Soracağın şeyleri sor, çünkü ilim öğrenmek farzdır” buyurdu. [5]
Müslüman kadınların Peygamber (sav) in evine gittiklerini, onunla sohbet edip ihtiyaç duydukları konularda ve özel halleri ile ilgili hususlarda bilgi aldıklarını öğrenmekteyiz. [6]
Kadın sahabeler her zaman mescide hazır bulunmadıkları için bir sahabe kadın Peygamber (sav) Efendimize gelerek: “Ya Resulellah! Erkekler her gün geliyor, sizin sözünüzü dinliyorlar. Bizim için de bir gün tahsis etseniz. Biz de o gün gelsek, Allah (cc) ın sana öğrettiklerini bize öğretseniz” dedi. Hz. Peygamber (sav) Efendimiz de o kadınlara haftada bir gün ve yer tahsis ederek orada toplanmalarını söyledi. Peygamber (sav) Efendimiz belirlenen o günde onların eğitim ve öğretim ile meşgul oldu, kadınlara İslam’ı anlattı”. [7]
Kadınların özellikle Hadis ilmine yöneldiği görülmektedir. Taceddin es-Subki’nin hadis dinleyip öğrendiği üstatlar arasında on dokuz kadının adı geçmektedir. Suyuti otuz üç, İbn Hacer el-Askalani elli üç, İbn Asakir seksen kadından hadis öğrenmiştir.[8]
Hz. Peygamber devrinde kadın sahabîler ilme büyük katkıda bulunmuşlardır. Allah Rasûlü'nün kızı Hz. Fatıma duygulu bir şâir olduğu gibi Hz. Peygamber'in bazı hadislerini de rivâyet etmiştir. [9]
Hadis rivayet eden kadın sahabilerin saysı çoktur. Bunlardan bazıları şunlardır:  Ümmü Habibe binti Ebu Süfyan, Ümmü Abd, Esmâ binti Ebu Bekr, Zeyneb binti Cahş, Meymûne binti Hâris, Fâtıma binti Kays, Dürre binti Ebı Leheb, Ümmü Haram binti Milhan . Bu son sahabi hanım Kıbrıs'ta vefat etmiş olup. Larnaka civarında medfundur. Kıbrıs müslümanlarınca türbesi bir ziyaret yeridir. [10] 
Görüldüğü gibi Hz. Peygamber döneminde kadınların Mescit-i Nebevi’ de aktif bir dini hayatından bahsedilmektedir. Sahabe kadınların gerek günlük namazlara gerekse Cuma ve bayram namazlarına katıldıkları bilinmektedir. Peygamber Efendimizin bu iştiraki teşvik ettiği, hatta mazeretleri sebebiyle namaz kılamayacak durumda olanların bile bayram namazlarında cemaatin gerisinde durup tekbirlere katılmalarını istediği kaydedilmektedir. [11]
“Allah’ın kadın kullarının Allah’ın mescitlerine gelmelerine engel olmayın” [12]
Peygamber (sav) Efendimizin zamanında ve Onun mescidinde, kendisi ile birlikte çocuklu kadınların da cemaate iştirak ettiğini ve namaz kıldırırken ağlayan çocuk sesini duyunca,   çocuk ile anne bir an önce kavuşsun diye namazı kısa tuttuğunu öğreniyoruz.
“Bazen kıratı uzatma niyetiyle namaza başlıyorum da bir çocuğun ağlayışını duyunca annesinin onun ağlamasıyla ne çok tedirgin olduğunu bildiğimden namazımı kısa tutuyorum.”[13]
Kadınlar, Peygamber (sav) Efendimizin arkasında, onun imamlığında namaz kılmayı çok severlerdi. Hatta Peygamberimiz, kadınların mescide gitmelerinin engellenmemesini istemiştir.[14]
Ayrıca kadınların Mescide rahatlıkla girip çıkmalarını sağlamak için onlara özel bir kapı, Nisa kapısı açtırmıştır. Gece namazlarına bile kadınlar rahatlıkla camiye cemaatle namaz kılmaya giderlerdi.[15]
Hatta Atika isimli bir kadın Zübeyr b. Avvam ile evlenirken, müstakbel eşine, kendisinin camiye gitmesine engel olmaması şartını koşmuştur. O da bunu kabul etmiştir. [16]
            Hz. Peygamber (sav) Efendimizin cenaze namazını kılanlar arasında kadınların da bulunduğunu biliyoruz. [17] Kimse onlara siz cenaze namazı kılamazsınız dememiştir. Bu bize o dönemde kadınların cenaze namazlarına iştirak edebildiklerini göstermektedir.
İslam Dini kadın erkek ilişkilerine sınır koymakla birlikte, kadınların ilim öğrenmek, alış veriş yapmak, düğün ve ibadet gibi meşru sebeplerle evlerinden dışarı çıkmasına izin vermiştir. Ancak tesettüre riayet yapmaları şartını getirmiştir. [18] Ancak camiyi süs ve ziynetlerini gösterme yeri olarak kullanmamalıdırlar. Resulullah (sav) Efendimiz şöyle buyuruyor :
            “Ey insanlar! Kadınlarınızı ziynetlerini takarak mescide gösteriş yapmaktan men edin”. [19]
Peygamber (sav) in vefatından hemen sonra kadınların namazlarını camide kılma uygulamasından rahatsızlık duyulmağa başlandığı anlaşılmaktadır. Bunda, bazı kadınların dikkat çekecek şekilde süslenerek mescide devam etmelerinin rolü büyüktür.[20]
Ebu Hüreyre (ra) ya bir kadın geldi. Kokusu etrafa yayılıyordu. Ebu Hüreyre (ra) Kadına:      “ Nereye gidiyorsun? Ey Allah’ın kulu!” diye sordu. Kadın:
“Mescide gidiyorum” diye cevap verdi. Ebu Hüreyre (ra):
Koku süründün mü?” deyince, Kadın: “ Evet” deyince. Bunun üzerine, Ebu Hüreyre:
Öyle ise geri dön ve yıkan. Çünkü ben Resulullah (sav) in: “Kokusu etrafa yayılarak mescide giden kadının dönüp gusletmedikçe Allah hiçbir namazını kabul etmez” buyurduğunu duydum” dedi. [21]
Yine Ebu Hüreyre (ra) den Resulüllah (sav) in: “ Her hangi bir kadın güzel koku kullanırsa bizimle beraber yatsı namazında bulunmasın” buyurduğunu rivayet etti. [22]
Hz. Aişe (ra) dan, Resulullah (sav) mescitte otururken Müzeyne kabilesinden bir kadın süslü ve güzel elbiseler içerisinde mescide girdi. Bunun üzerine Resulullah (sav) Efendimiz: “Ey İnsanlar! Kadınlarınızı süslü elbiseler giyinmekten ve mescitte gururlu bir şekilde hareket etmekten sakındırın. Çünkü İsrailoğulları, kadınları süslü elbiseler giyininceye ve kendilerini de mescitte kibirli ve gururlu hareket edinceye kadar lanetlenmediler” buyurdu. [23]
Peygamber (sav) Efendimiz, kadınların mecide, süslenerek, süslü elbiseler giyerek ve koku sürünerek gitmemelerini istiyor, yoksa mescide ve cemaata gitmeyin diye bir emri yoktur.
            Hz. Ömer (ra) in, hilafeti döneminde Ramazan aylarında mescide kadınlar için bir yer ayırdığı ve Süleyman b. Ebu Hasme’yi sadece kadınlara namaz kıldırmak için görevlendirdiğini öğreniyoruz. Ancak bu uygulama Hz. Osman (ra) zamanında kaldırılmış, kadınlar önceden olduğu gibi tek bir imamın arkasında erkeklerle birlikte namaz kılmaya devam etmiştir.[24]
Kadın İslam bir hak süjesi değil hakkın tarafıdır. “Nisa su. 4/32” her iki cinsin sadece manevi kazanımları değil, maddi kazanımlarını da vurgulamaktadır. Hukuki işlemleri yapma hususunda kadın esas itibariyle erkeklerle aynı konumdadır. Tam ehliyetli olmak şartıyla kadınlar bağış ve vakıf gibi işlemleri serbestçe yapabilirler. Ebu Said el-Hudri, Resulüllah (sav) in insanları sadaka vermeye teşvik eden hadisini rivayet ettikten sonra, “ En çok sadaka verenler kadınlar olurdu” demektedir. [25]
Hz. Ömer (ra), kadınların devam ettiği Medine pazarına Şifa bint Abdullah’ı denetim görevlisi olarak tayin etmiştir.
Peygamber (sav) Efendimiz kadınları çok sever ve onlara büyük değer verirdi.
Resulullah (sav) hanımlarından birisine: “ Aişe hakkında söylenip de beni üzme[26]
Hz. Fatıma anamız hakkında da şöyle buyurmuştur: “Fatıma benim bir parçamdır. Onu üzen şey beni de üzmüş olur. Onu gazaplandıran beni de gazaplandırmış olur”. [27]
Kadınların savaşlarda aktif rol üstlendikleri, yaralıların tedavisi, su ve yiyecek verilmesi gibi hizmetlerde bulundukları görülmektedir. Uhud ve Huneyn savaşlarına katılan Ümmü Süleym ve Ümmü Haram, Uhud’a katılan Ümmü Salit, Hayber Gazvesine iştirak eden Ümmü Sinan el-Eselmiyye ve birçok gazveye katılan Rubeyyi binti Muavviz bunlardandır. [28]
Kocası tarafından evlilik ilişkisine fiilen son verilen Havle binti Sa’lebe‘nin durumu Peygamber (sav) Efendimize kadar götürmesi ve düzeltilmesi konusunda ısrar etmesi üzerine :     “ Allah kocası hususunda seninle tartışan ve halinden Allah’a şikayet eden kadının sözünü işitti”  Mücadele su.58/ 1-4 ayetlerinin inmesine sebep olmuştur.
Halife Hz. Ömer (ra) bir gün hutbede “Kadınlara ödenen mehre bir üst sınır getirilmesi” teşebbüsünde bulununca, mescitte bulunan bir kadının “ Allah kadınlara verilen mehrin yüklerle olsa bile geri alınmayacağını beyan ederken (Nisa su.4/ 20) siz nasıl buna sınır getirirsiniz” diye itiraz etmiştir.
            Özellikle bir fikıh ve hadis âlimi olan Hz. Aişe'nin (ö. 58/677) bu konuda sayısız hizmetleri olmuştur. O, yalnız kadınların değil, sahâbe büyüklerinin bile bir çok meselede başvurdukları kimse idi.  Hz. Aişe (ra), verdiği hüküm ve fetvalar bir cilde ulaşan yedi sahabe müctehidinden (Fukaha-i seb'a) birisidir (İbn Kayyim, İ'lâm, I, 14 vd.). Urve b. Zübeyr (ö. 94/712) "Fıkıh ilmini Hz. Aişe'den daha iyi bilen kimse görmedim" der (el-Mekkî, Fethu'l Mübîn, s. 157). Ebû Mûsa el-Eş'ârî'de (ö. 44/664) şöyle demiştir: "Muhammed'in ashabının bize sorduğu herhangi bir hadisin içindençıkamadığımızda onu Hz. Aişe'ye sorardık ve onun yanında sorulan hadise ait muhakkak bir şeyler bulurduk".
            İbn Hazm (ö. 456/1064) sahabe devrinde yetişen hanım fakih ve hukukçular olarak şu isimleri zikretmektedir: Ümmü Seleme, Ümmü Habîbe, Hafsa binti Ömer, Hz. Fâtıma, Fâtıma binti Kays, Esma binti Ebî Bekr, Havlâ binti Tüveyt, Ümmü Şerîk, Sehle binti Süheyl, Ümmü Eymen, Âtike binti Zeyd, Ümmü'd-Derdâ, Zeyneb binti Ümmü Seleme ve Ümmü Yûsuf (İbn Hazm, Cevâmiu's-Sıre, s. 319, 323).
 İslâm tarihinde çeşitli alanlarda büyük hizmet ve yararlılıklar göstermiş müslüman kadınların sayısı az değildir. Tefsir, Hadis Fıkıh, Tasavvuf, Şiir, Hüsnühat, güzel sanatlar, çeşitli hayır işleri vb. İslâm kadınının ilgi alanları olmuştur. 
Peygamber (sav) Efendimiz kadınlar hakkında şu müjdeyi vermektedir.
"Kadın beş vakit namazını kılar, yılda bir ay orucunu tutar, ırzını korur ve kocasına itaat ederse cennet kapıları ona açıktır" [29] (
Hz. Peygamber (sav) Efendimiz kızı Hz. Fatıma ziyaretine geldiği zaman, yerinden kalkar, onu karşılar, elinden tutar, onu öper ve kendi yerine oturturdu. Hz. Fatıma da babası ziyaretine geldiği zaman yerinden kalkar, mübarek elinden tutar, onu öper ve kendi yerine oturturdu. [30]
Hz. Peygamber (sav) Efendimiz, eşlerinin davranış ve isteklerine karşı daima anlayışlı ve saygılı olmuştur. Bir gün Hz. Aişe (ra), bir bayram münasebetiyle, dışarıda çalıp oynayan grubu seyretmek istemiş, çenesini Peygamber (sav) in omzuna koyarak uzun zaman seyretmiştir. Yine bir keresinde Hz. Aişe (ra) ile koşu yapmış, yarışı Efendimiz kazanmıştı. [31]
İslamiyet’ten önce Araplarda, evli kadın, kocasının malı sayılırdı. Öyle ki, kocası ölünce, değil ona varis olmak, kocasının diğer eşyası ile birlikte, mirasçılara mal olarak intikal ederdi. İslamiyet kadını ölen kocasına varis kılmıştır. Dinimizde kadın, olarak da (Nisa su.4./12), evlat olarak da Nisa su.4/ 11), ana olarak da (Nisa su.4/11) ve kardeş olarak da (Nisa su.4/ 12, 176) varistir, miras hakkına sahiptir.
Peygamber (sav) Efendimiz, Saliha kadını, dünyanın en değerli nimeti ve varlığı saymıştır.[32]
Peygamber (sav) Efendimiz, namazlarının sonunda şöyle dua ederdi: “ Allah’ım! Ey Rabbimiz ve her şeyin Rabbi ! Beni ve ailemi dünya ve ahrette her an sana ihlasla bağlı kıl.” [33]
            Her namazın sonunda ve her zaman çokça yaptığımız şu meşhur duayı hatırlayalım:
Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazı devamlı kılanlardan eyle! Ey Rabbimiz! Duamı kabul eyle!” Ey Rabbimiz! Amellerin hesap olunacağı gün beni, ana babamı ve müminleri bağışla!” [34]
 


[1] Zümer su.39./ 9.
[2] Taha su.20/ 114.
[3] İbn Mace, Mukaddime,17.
[4] Buhari, İlim, 50; Ahmet b. Hanbel, Müsned VI / 148.
[5] İbn Esir, Üstül-Ğabe.VIII./381.
[6] Buhari, İlim.32.
[7] Buhari.İlim. 36.
[8] İslam Ansiklopedisi, 24. 92. Kadın Maddesi.
[9] İbn Sa’d, Tabakat. VIII,19,30.
[10] M. Tayyib Okiç, İslâmiyet'te Kadın Öğretimi, Ankara 1979, s. 22, 23. 
[11] Buhari, İdeyn, 15; Müslim, selatü’l-ideyn,1. ( İslam Ansiklopedisi. Kadın maddesi.)
[12] Müslim, Salat,136.
[13] Buhari, Ezan,65.
[14] Buhari, Nikah.116. A.b. Hanbel, Müsned.ll.76.
[15] Buhari. Ezan. 163.
[16] İbn Sa’d,Tabakat.VIII.267.
[17] İbn Hişam,IV. 314. Da’d. II.289-290.
[18] Buhari, Nikah. 115; Cuma. 13; Müslim, Salat, 136.
[19] İbn Mace, Fiten, 19
[20] İslam Ansiklopedisi. 24/ 87.
[21] Et.Terğib vet Terhib.4 / 279. İbn Hüzeyme.
[22] Et.Terğib vet Terhib.4 / 280. Ebu Davut ve Nesai ‘den.
[23] Et.Terğib vet Terhib.4 / 280. İbn Mace’ den.
20İbn Sa’d, V. 17. İslam Ansiklopedisi.
[25] Müslim, Selatü’l-İdeyn, 9.
[26] Buhari, Hibe,8¸Müslim, Fezailu’s-Sahabe,82-83.
[27] Buhari, Fezail’u ashabi’n Nebi 12, 19,29. Müslim, F. Sahabe, 93-96.
[28] İslam Ansiklopedisi, 24.92. Kadın maddesi.
[29] Buhârî, Miskat, II, 202.
[30] Ebu Davut, Edep, 155. Tirmizi, Menakib,61.
[31] Ahmed b. Hanbel. Müsned.5.35-36.
[32] Müslim. Rada’.17/ 64.
[33] Ebu Davut. Vitr, 25.
[34] İbrahim su.14/ 40-41.
Share in FacebookTweet it!

Bayburt İl Müftümüz

Bir Ayet-Bir Hadis

İl Müftülüğü İletişim

Tel :0 458 211 70 64

Fax:0 458 211 26 64

@:bayburtmuf@diyanet.gov.tr

 

Ziyaretçi Sayısı

Bugün103
Dün314
Buhafta2675
Buay10297
Toplam221508

Site İçi Arama